Ülkemize Gelen Turiste Türk Misafirperverliğini Sunmalıyız

Cumhurbaşkanlığı Külliyesinde gerçekleştirilen 3. Turizm Şûrası’nda konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Ülkemize gelen turiste, gezdiği çarşıdan aldığı birkaç parça otantik eşya veya yediği birkaç lokmadan ziyade Türk örfünü, âdetini ve misafirperverliğini sunmalıyız. Turistlere, ülkemizin güzellikleri yanında insanımızın gönül zenginliğini, ahlaki olgunluğunu, manevi derinliğini gösterdiğimizde, sadece para değil, aynı zamanda dost kazanmış oluruz” dedi.

Ülkemize Gelen Turiste Türk Misafirperverliğini Sunmalıyız
Ülkemize Gelen Turiste Türk Misafirperverliğini Sunmalıyız Abdullah

Beştepe Millet Kültür ve Kongre Merkezinde gerçekleştirilen Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş’un da hazır bulunduğu şûrada Cumhurbaşkanı Erdoğan, turizm sektörünün temsilcilerine hitaben bir konuşma yaptı.

 

İlki 1998, ikincisi 2002 yılında yapılan Turizm Şûrası’nın üçüncüsünün hayırlara vesile olması temennisinde bulunarak konuşmasına başlayan Cumhurbaşkanı Erdoğan, şûranın düzenlenmesinde emeği geçenleri tebrik etti.

“TÜRKİYE TURİZMDE ÇOK ZENGİN BİR ARŞİVE SAHİP”

Türkiye’yi bugüne kadar getiren turizm politikasının artık tıkandığını, yeni bir vizyona, yeni bakış açılarına ve yeni yaklaşımlara ihtiyacın olduğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, şûrada ortaya konacak görüşlerin, yapılacak tartışmaların, geliştirilecek önerilerin, Türkiye’nin turizm sektöründeki hedeflerine ulaşmasına katkı sağlamasını dilediğini söyledi ve Türkiye’nin turizmde çok zengin bir arşive sahip olduğuna değindi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasında, turizmin doğrudan ve dolaylı etkileriyle dünya ekonomisine yaklaşık 7,5 trilyon dolar katkı ve 300 milyona yakın istihdam sağlayan sektör olduğuna dikkat çekti. Cumhurbaşkanı Erdoğan, önümüzdeki 10 yıl boyunca turizm sektörünün dünya ortalamasının üzerindeki büyüme eğiliminin süreceğini belirtti.

“KÜRESEL GELİŞMELER TURİZM SEKTÖRÜNÜ ETKİLİYOR”

Turizmin neredeyse tüm alanlarını kapsayan, geniş bir potansiyele sahip Türkiye’nin, bu süreci yakından takip etmesi gereken ülkelerin başında geldiğini ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bunun yanı sıra bölgesel ve küresel tüm gelişmelerin turizm sektörünü derinden etkilediğini söyledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu gerçeği Türkiye’nin son yıllarda çok yakından bizzat yaşamış bir ülke olduğunu hatırlattı ve şunları ekledi: “Suriye ve Irak merkezli olarak bölgemizde yaşanan gelişmelerle ülkemizdeki terör eylemleri ve darbe girişimi turizmimize çok ciddi bir darbe vurmuştur. 2015 yılında 40 milyona yaklaşan turist sayımız geçtiğimiz yıl 25 milyona kadar gerilemiştir. Bu yılın ilk 8 ayında 22 milyon rakamını yakalayarak, az önce Sayın Bakanımızın da ifade ettiği gibi 9 aylık rakamın da 26 milyona çıkmış olması bizler için ayrıca umut vesilesidir. Demek ki olumlu istikamette gelişiyoruz. Artık sektörün yaşadığı kötü dönemi geride bırakmaya başladık. Bu tablo aynı zamanda Türkiye’nin turizm alanında da kendi kendine yetebilen, aldığı yaraları tedavi edebilen, hemen ayağa kalkıp hedeflerine yürümeyi sürdürebilen güçlü bir ülke olduğuna işaret etmektedir.”

Türkiye’nin, turizm gelirlerinde hâlâ kat etmesi gereken çok mesafe olduğuna değinen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şimdi onu da yakalamanın yollarını bu şûrada müzakere etmemiz lazım. Turizm gelirlerimizin turist sayısındaki artışa paralel yükselmemesinde sertleşen rekabet şartlarının yanında yaşanan olumsuzlukları telafi etmek için uygulanan düşük fiyat politikasının da etkisi olduğu açıktır. İnşallah diğer alanlarda olduğu gibi turizmde de en kötüsünü artık geride bıraktık” diye konuştu.

“TURİZM, EKONOMİ VE İSTİHDAMA KATKISIYLA VAZGEÇİLMEZ BİR SEKTÖR”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, ekonomiye ve istihdama katkısıyla Türkiye için vazgeçilmez bir sektör olan turizmde artık yükseliş dönemine geçildiğine dikkat çekerek, devletin tüm imkânlarıyla sektörün yanında olduğunu dile getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Türkiye’nin potansiyeli öyle büyüktür ki ihracatta olduğu gibi turizmde de kaybettiğimiz pazarların kat be kat büyükleri hemen bir el uzatımı mesafede, bizi beklemektedir” diye ekledi.

Değişen dünyayla birlikte turizm algısının da değiştiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, insanların artık sadece eğlenmek, hoş vakit geçirmek için bir başka bir ülkeye gitmediğini, lezzetli bir yemeği tatmak kadar o yemeğin nasıl yapıldığını da görmek ve tecrübe etmek istediğini söyledi.

“YENİ TURİZM ANLAYIŞINDAN EN KÂRLI ÇIKACAK ÜLKEYİZ”

Gastronomi turizmi ile inanç turizminin de insanların yoğun ilgisini çektiğini, sağlık ve termal turizmin de geliştiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Görüldüğü gibi insanlar artık sadece dinlenmekle, sadece gezmekle yetinmiyor, gittikleri yerlerde hayatın her alanına ulaşmak, tanımak, tecrübe etmek istiyorlar. Bir başka ifadeyle, insanlar hediyelik eşyalar kadar unutulmaz hatıralara da biriktirmeye önem veriyorlar. Elbette bu büyük bir değişimdir, şayet doğru şekilde değerlendirebilirsek bu yeni turizm anlayışından en kârlı çıkacak ülke de biziz. Bizimle aşık atabilecek, denizi bir başka, yayları bir başka, dağları, ovaları bir başka, hele hele insanı daha bir başka güzelliğe sahip kaç ülke bulunabilir?”

İnsanlar arasındaki bu paylaşımların, aynı zamanda karşılıklı duyguların, düşüncelerin, vicdanların da etkileşimini beraberinde getireceğinin altını çizen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Açıkçası insanlığın buna ihtiyacı var. Belki o zaman Suriye’de, Irak’ta, Arakan’da, pek çok Afrika ülkesinde yaşanan insanlık dramları karşısında duyarsız kalan dünyanın büyük bölümünün vicdanı harekete geçebilir” dedi.

“KAPISINI ÇALANLARA TANRI MİSAFİRİ GÖZÜYLE BAKAN BİR MİLLETİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Kapısını çalanlara kökenine, dinine, meşrebine, rengine, diline, kıyafetine bakmaksızın Tanrı misafiri gözüyle bakan bir milletiz biz. Milletimiz için Tanrı misafiri, sofrasında ne varsa bölüşeceği, hele hele çayını, ayranını içirmeden asla gönderemeyeceği, gerekiyorsa altına döşek sereceği kişi demektir. Biz böyle bir milletiz, kapısına gelene öyle ters bakan bir millet değiliz biz, tam aksine kapısını rahatlıkla açabilen bir milletiz. Ülkemize gelen turiste gezdiği çarşıdan aldığı birkaç parça otantik eşya veya yediği birkaç lokmadan ziyade, Türk örfünü, âdetini, misafirperverliğini sunduk, sunuyoruz, sunmaya da devam edeceğiz.”

Turistlere ülkenin güzelliklerinin yanında, Türk insanının gönül zenginliği, ahlaki olgunluğu, manevi derinliği gösterildiğinde sadece para değil, aynı zamanda dost kazanılmış olacağını söyleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yunus Emre’nin şu mesajı bana göre bizim turizm anlayışımızın adeta manifestosudur: ‘Gelin tanış olalım, işi kolay kılalım. Sevelim, sevilelim, dünya kimseye kalmaz.’ Evet, kimseye kalmayacak şu dünyada eğer gönlünü kazandığımız insanlara, geride bıraktığımız eserlerle, gök kubbede hoş bir seda bırakabiliyorsak ne mutlu bize” şeklinde konuştu.

“TURİSTLERİN BEKLENTİLERİYLE ELİMİZDEKİ İMKÂNLARI BİR ARAYA GETİRMELİYİZ”

Mitolojideki pek çok hikâyeye ev sahipliği yapan Çanakkale’deki Truva antik şehrini, Sivas’taki Divriği Ulu Camii’ni, son dönemde keşfedilen Karadeniz yaylalarını, turizm açısından sahip oldukları değer ve potansiyele örnek gösteren Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Terör sorunu tamamen sona erdiğinde Doğu ve Güneydoğu Anadolu’muzdaki dağların, ırmakların, vadilerin, mezraların her birinin birer turizm yuvası hâline geleceğine inanıyorum” sözlerine yer verdi.

“Biz İstanbul gibi mücevher değerinde bir şehrin potansiyelini dahi tam olarak kullanabilmiş değiliz. İstanbul, ülkemize gelen turist sayısını tek başına ağırlayabilecek potansiyele sahip bir şehrimizdir” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, İzmir’den Bursa’ya, Hatay’dan Erzurum’a, Konya’dan Edirne’ye kadar hakkıyla değerlendirilemeyen pek çok şehrin olduğunu ve şehirlerin potansiyellerinin değerlendirilmesi için turizm politikalarını geliştireceklerini kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasına şöyle devam etti: “Son dönemde karşımıza çıkan veya çıkartılan engeller, bizim için geleceğimiz inşa ederken dikkate alacağımız birer tecrübedir. Turistlerin beklentileriyle elimizdeki imkânları en ideal şekilde bir araya getirdiğimizde üstesinden geleceğimiz hiçbir sorun olmadığına, olmayacağına inanıyorum.”

“ÜLKEMİZE YÖNELİK SEYAHAT UYARILARI CİDDİYETİNİ KAYBETTİ”

Konuşmasında, ekonominin diğer alanlarıyla birlikte turizmin de ülkeler arasındaki ilişkilerde gerektiğinde bir silah olarak kullanıldığına işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye’nin son birkaç yıldır güvenlik sorunları yanında, ekonomik saldırılara da maruz kaldığını hatırlattı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, kredi derecelendirme kuruluşlarının tamamen siyasi ve art niyetli notlarını artık kimsenin ciddiye almadığını; bu kuruluşlar tarafından yapılan olumsuz bir açıklamanın, aradan birkaç ay geçtikten sonra siyasi amaçla yapıldığının anlaşıldığını ifade etti ve “Onun için biz işimize bakacağız, yolumuza devam edeceğiz. Türkiye güçlü bir ülke ve güçlenerek de yoluna devam ediyor” diye ekledi.

Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Turizmde de ülkemize yönelik seyahat uyarıları giderek ciddiyetini kaybetti, kaybediyor. Ülkemizi ziyaret eden insanlar burada gördükleri manzara ile kendi devletlerinin uyarılarını, medya kuruluşlarının yayınlarını yan yana getirdiğinde gerçeği çabucak kavrayıveriyorlar” dedi.

“YALANLARIN EN BÜYÜK PANZEHRİ HAKİKATLERDİR”

“Hep söylediğim gibi, yalanların en büyük panzehri hakikatlerdir, onun için biz hakikatleri haykırmaya devam edeceğiz. Biz tüm dünyaya hakikatleri ifade etmenin, göstermenin, anlatmanın gayreti içinde olacağız” diye ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, Türkiye dışında yaşayan ve sayıları 6 milyonu aşan Türk vatandaşların her birini gönüllü turizm elçisi olarak kabul ettiklerini dile getirdi.

Geçtiğimiz yıl Avrupa’daki Türk vatandaşlarına yönelik olarak hazırlanan, ‘Komşunu da al tatile gel’ kampanyasını başlattıklarını ve kampanyanın hâlen devam ettiğini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Almanya’daki seçim sürecinde aleyhimizde yürütülen tüm kampanyalara rağmen bu ülkeden gelen turist sayısının yılın ilk 8 ayında 2,5 milyonu geçmesi kampanyamızın başarılı olduğunu işaret ediyor. Rus turistlerin sayısı da 3,5 milyona yaklaştığına göre, oradaki sorunlar da çözüldü demektir” diye konuştu.

İSTANBUL’DA YAPILACAK YENİ OPERA BİNASI

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasının sonunda İstanbul Taksim Meydanı’nda bulunan Atatürk Kültür Merkezi’nin yıkılarak yerine yapılacak opera binasıyla ilgili bir tanıtım toplantısı düzenleyeceklerini açıkladı. Farklı ve modern bir mimariyle yapılacak olan opera binasının 2019’un sonuna kadar İstanbul’a kazandıracaklarını sözlerine ekleyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerçekten proje çok çok güzel ve muhteva itibariyle bugünkü mevcut projeyle mukayese edilemeyecek derecede zengin. Birçok ihtiyaca cevap verecek çok amaçlı ve İstanbul’da turizm faaliyetlerinde Türkiye’nin bu alandaki gücünü ortaya koyabilecek bir imkân, bir zemin hazırlıyoruz. 2019 sonuna kadar da inşallah onu bitirecek, belki de 2019 seçiminden önceye yetiştireceğiz. İstanbul’umuza, ülkemize şimdiden hayırlı olsun diyoruz” açıklamasını yaptı.

Konuşmasının ardından Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş ile birlikte, şûra için özel hazırlanan pulu imzaladı. Bakan Kurtulmuş günün anısına, resim dalında Cumhurbaşkanlığı Kültür ve Sanat Büyük Ödülü'ne layık görülen Selahattin Kara'nın bir eserini Cumhurbaşkanı Erdoğan'a takdim etti.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X