DİKEY MİMARİYE İZİN VERMEMELİYİZ

Fatih Belediye Başkanlığı tarafından restorasyonu tamamlanan 320 eserin toplu açılış töreninde konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Yurt dışında da kapsamlı bir restorasyon seferberliği başlattık. Balkanlardan Orta Doğu ve Kuzey Afrika’ya, Güney Asya ve Orta Asya’dan Doğu Avrupa’ya kadar geniş bir alanda ecdadın emanetlerine sahip çıkmanın çabası içindeyiz” dedi.

DİKEY MİMARİYE İZİN VERMEMELİYİZ
DİKEY MİMARİYE İZİN VERMEMELİYİZ Abdullah

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İstanbul Fatih Belediyesi tarafından restorasyonu tamamlanan tarihî eserlerin toplu açılış törenine katıldı. Yenikapı Etkinlik Alanı'nda düzenlenen törende, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Fatma Betül Sayan Kaya, İstanbul Valisi Vasip Şahin, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal ile Fatih Belediye Başkanı Mustafa Demir de hazır bulundu.

 

Törende yaptığı konuşmasında, medrese, tekke, mektep, çeşme, cami ve sivil mimari örneklerinden oluşan restorasyon çalışmalarına katkısı olanlara teşekkür eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, bu eserlerin restorasyonunun yanı sıra hâlen proje ve onay süreci devam eden Kapalı Çarşı’nın restorasyonunu gerçekleştirecek olan Fatih Belediyesi’ni tebrik etti.

“FETİH; BİR ŞEHRE RUHUNDAN RUH, ÖZÜNDEN CAN KATMAKTIR”

Fethin bir şehrin fiziki olarak ele geçirilmesinden ibaret olmadığını belirterek “Fetih; bir şehre ruhundan ruh, özünden can katmaktır” diyen Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendilerine düşen görevin, tespit edilen ve medeniyet açısından değer taşıyan her esere sahip çıkmak olduğunu kaydetti. Tarihî eserlerin restorasyonun, inşası kadar önemli olduğunu vurgulayarak, “Ayağa kaldırdığımız ecdadın emaneti olan her eserle adeta İstanbul’u yeniden fethediyoruz” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Erdoğan, açılışları yapılan eserlerin restorasyonunun isabetli ve hayırlı bir iş olduğunu dile getirdi.

Türkiye’nin millet olarak son bir asırdır beka meselesine odaklanmasından ve büyük badireleri arka arkaya yaşamasından dolayı bu meseleleri tartışma imkânına henüz kavuştuğunu belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Şehirlerimiz gecekonduların, zevksiz binaların, sanat ve estetik değeri olmayan yapıların istilasına uğradı. Başını sokacak evi, çalışacak işi, günlük hayatını sürdürecek asgari imkânları olmayan insanlara estetikten bahsetmek anlamsız olabilirdi, çünkü bu dönemde öncelik zorunlu ihtiyaçların karşılanmasıydı. Ama hamdolsun Türkiye bu düzeyi geride bıraktı. Bundan sonra artık medeniyetimizin hem ihyası, hem inşası için çok daha fazla gayret gösterme imkânına sahibiz” diye konuştu.

“DİKEY MİMARİYE İZİN VERMEMELİYİZ”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, konuşmasında vali ve belediye başkanlarından dikey yapılaşmaya müsaade etmemeleri ricasında bulunarak, şunları söyledi: “Bizim mimari anlayışımızda yatay mimari esastır, biz buna odaklanmalıyız. Fevkalade şartların dışında buna odaklanmamız hâlinde şehirlerimizin çok daha güzel olduğunu göreceksiniz, çok daha farklı olduğunu göreceksiniz. Şehirlerimizin çirkin binalarla kirletilmesine daha fazla tahammül edemeyiz. Köylerimizi, yaylalarımızı çirkin yapıların istilasına izin vermemeliyiz. Sadece ihtiyaca, skora ve kemiyete değil, kaliteye, estetiğe, keyfiyete de önem vermek zorunda olduğumuz bir döneme girdik.”

Ankara Ulus’ta açılışı yapılan Melike Hatun Camii’nde, Çamlıca’da ve Taksim Meydanı’nda inşası devam eden camilerde ve Atatürk Kültür Merkezi projesinin hazırlanmasında tarih ve medeniyetle ters düşülmemesine dikkat ettiklerini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Modernleşmeyi biz eğer tarihimizle bütünleştirebiliyorsak, o zaman bu bir değer ifade eder. Eğer tarihimizle modernizmi bütünleştiremiyorsak burada bir kaçak var demektir, buna dikkat edeceğiz” şeklinde konuştu.

“ECDADIMIZIN MEDENİYET ANLAYIŞI HÂKİM KILINMALI”

Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Medeniyetlerin hem kendi içlerindeki, hem de diğer medeniyetlerle olan ilişkilerindeki o serencama baktığımızda hep bir öncekini aşma, bir öncekinin üzerine çıkma gayretini görürüz. Bugün biz, bırakınız aşmayı, henüz ecdadımızın seviyesine ulaşabilmiş değiliz. Bunun için bir an önce zihniyetimizi ve uygulamalarımızı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Önce ecdada yetişeceğiz, yani ihyayı gerçekleştirecek, sonra da onu aşacak, yani inşayı başaracak bir medeniyet anlayışını bir an önce ülkemizde hâkim kılmalıyız.”

Geçen 15 yılda sadece belediyelerle değil hükûmet imkânlarıyla da Türkiye sınırları içinde ve dışında tarihî eserleri ayağa kaldırmanın mücadelesini verdiklerini hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, kendi iktidarları öncesinde yılda 5-6 restorasyon çalışmasının yapılan Vakıflar Genel Müdürlüğünde, artık yılda ortalama 250 restorasyon projesinin hayata geçirildiği bilgisini verdi.

Restore ettirerek yeniden ayağa kaldırdıkları 5 bin tarihî eserin içinde Edirne’deki Büyük Sinagog ile Diyarbakır’daki Ermeni Protestan ve Katolik Kilisesinin de bulunduğuna dikkat çeken Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Biz kendi inşa ettiklerimizle birlikte bu topraklardaki tüm zenginlikleri, tüm değerlere sahip çıkıyoruz. Ecdadımız öyle yaptı, onun için öyle yapıyoruz. Hazreti Ömer Kudüs’ü fethettiğinde, fetih hakkı olarak camiye çevirdiği bir kilise dışında diğer dinlere ait hiçbir mekâna dokunmamıştır” dedi.

“EMANETLERE SAHİP ÇIKMA ÇABASI İÇİNDEYİZ”

Aynı hassasiyetin Türkiye toprakları dışında kalmış Osmanlı eserleri için gösterilmediğini belirten Cumhurbaşkanı Erdoğan, sözlerine şöyle devam etti: “Döneminin mimaride, sanatta, kültürde en zirve şehirlerinin çoğu, başkalarının eline geçtikten sonra adeta taş üstünde taş bırakılmamacasına yok edilmiş, yıkılmıştır. Bir zamanlar 500 caminin olduğu söylenen şehirlerde bugün namaz kılınabilecek tek bir camiyi zar-zor bulursunuz. Ruhuyla, kokusuyla, görüntüsüyle hâlâ bizim olan nice şehirlerden hâlâ adımız kazınmaya, izlerimiz silinmeye çalışılıyor. Bunun için biz yurt dışında da kapsamlı bir restorasyon çalışması başlattık. Balkanlar’dan Ortadoğu ve Kuzey Afrika’ya, Güney Asya ve Orta Asya’dan Doğu Avrupa’ya kadar geniş bir alanda ecdadın emanetlerine sahip çıkmak çabası içindeyiz.”

Önümüzdeki dönemde yurt içinde ve dışında bu çalışmaları artırarak sürdürmekte kararlı olduklarını ifade eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Medeniyetimizin her bir eseri bizim yitik hazinemizdir, nerede bulursak orada sahip çıkacak, takipçisi olacak, fırsatını bulduğumuzda da ayağa kaldıracağız” sözlerine yer verdi.

“RESTORASYON KONUSUNDA HERKES HASSASİYET GÖSTERMELİ”

Türkiye’de bir dönem tarihî camileri yıkma, yıkılamayanları depo, iş yeri, hatta ahır olarak kullanma eğiliminin olduğunu hatırlatan Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Restorasyon adı altında sergilenen tarih ve kültür facialarının bu anlayıştan bir farkı yoktur” değerlendirmesinde bulundu. Türkiye’nin restorasyon konusunda oldukça birikim kazanmış bir ülke olduğuna işaret eden Cumhurbaşkanı Erdoğan, “Gerek kamu kurumlarının, gerekse vatandaşlarımızın tarihî eserlerin yenilenmesinde bu birikimi kullanmaları şarttır. Bu süreçte sorumluluk sahipleri başta olmak üzere herkesin en üst düzeyde hassasiyet göstermesi gerekiyor” diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan sözlerinin devamında şunları kaydetti: “İçinde yaşanmayan bir mekânı canlı tutmak gerçekten çok zordur. Bunun için restore edilerek yeniden medeniyetimize kazandırılan eserlerin buraların kıymetini bilecek, hakkını verecek, buralara sahip çıkacak kuruluşlar tarafından kullanılmasını önemli görüyorum. İçinde ibadet edilmeyen bir cami, içinde yaşanmayan bir konak, içinde faaliyet gösterilmeyen bir medrese, velhasıl içinde hayat olmayan hiçbir yapı kalıcı olamaz. Çünkü her şey insanla vardır, insanla değer kazanır. Bir eserin kıymetini bilmek demek, onu doğru ellere, ehil insanlara teslim etmek demektir.”

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşmasını, Fatih Belediyesi tarafından restorasyonu tamamlanan 320 eserin hayırlı olmasını dileyerek ve emeği geçenleri tebrik ederek tamamladı.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X