Recep Tayyip Erdoğan devrimci midir?

Spor yorumcusu ve eski milli futbolcu Rıdvan Dilmen'in Cumhurbaşkanı Erdoğan için kullandığı "Parkasız Deniz Gezmiş" açıklaması büyük yankı uyandırdı.

Recep Tayyip Erdoğan devrimci midir?
Recep Tayyip Erdoğan devrimci midir? Abdullah

Bu açıklamaya MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli çok sert tepki gösterirken, CHP'den de farklı gerekçelerle itirazlar geldi.

Konuyu bugün köşesinde ele alan Yeni Şafak yazarı İsmail Kılıçarslan ise tartışmaya farklı bir perspektif kazandırdı.

"Recep Tayyip Erdoğan devrimci midir?" sorusunu gündeme getiren Kılıçarslan, "Ben genel manada Tayyip Erdoğan’ın “devrimci” değil, “iflah olmaz bir ıslahatçı” olduğunu düşünmeye yatkınım." ifadelerini kullandı.

İşte o köşe yazısı;

- Deniz Gezmiş ve diğer parkasızlar

Ne tuhaf bir tartışma bu böyle. Rıdvan Dilmen’in, Cumhurbaşkanı Erdoğan için kurduğu “parkasız Deniz Gezmiş’tir” cümlesinin ardından patlayan tartışmayı kastediyorum.

Şimdilik tartışmanın üç tarafı varmış gibi görünüyor. İlk taraf Devlet Bahçeli… Dedi ki, “Türkiye Cumhuriyeti’nin cumhurbaşkanı bir teröriste benzetilemez.” İkinci taraf CHP… Onlar da dediler ki, “Deniz Gezmiş bizim namusumuz, onurumuzdur. Deniz Gezmiş halktır, devrimcidir, aydındır, bu coğrafyada emperyalizme karşı mücadele eden bir kahramandır. Onun için bizim kutsallarımıza dil uzatmayı bıraksınlar.” Üçüncü tarafsa olanı biteni anlamaya çalışanlar. “Rıdvan Dilmen niçin ‘parkasız Deniz Gezmiş’ dedi cumhurbaşkanımız için” sorusunun peşine düşenler.

İlk notumu şöyle düşeyim. Türkiye’de devrim ve devrimcilik denilince akla sadece sosyalist-Marksist çizginin insanlarının gelmesine şaşırıyorum. Yargılandığı mahkemede Mustafa Kemal’i öve öve bitiremeyen, Samsun’dan Ankara’ya “Mustafa Kemal yürüyüşü” düzenleyen Deniz Gezmiş’in devrimciliği bence biraz şeydir yani. Kemalizm’in müesses statükosunu korumak ve “gerici kalkışmaları engellemek” gibi idealler devrimcilik sayılıyorsa bilemem tabii. “Gericilik” tanımının neye göre yapıldığı meselesi ise son derece açık. Kendileri ilerici, kendileri gibi düşünmeyen herkes gerici… Eh, unutmadan. “Ne pahasına olursa olsun ilerlemek” fikrinin “gericiliğin dik alası” olduğu ortaya çıkalı epey zaman olmuş durumda.

Deniz Gezmiş ve arkadaşlarının idamı ise Kemalizm’in “kısa, kanlı ve baskıcı tarihi”nin en utanç verici anlarından biridir. Adli suçları için yargılanıp cezalarını çekmeleri gerekirken politik olarak idam edilmişler ve Kemalizm’in utanç listesine girmişlerdir.

Tuhaf olanı, savunmasında “Mustafa Kemal’i asıl biz anlarız hâkim bey” diyen Gezmiş’in, Mustafa Kemal adına müesses hale getirilen Kemalizm tarafından infazıdır. Aslında tuhaf da değildir ya bu ayrı ve uzun bir bahistir.

Gezmiş, Aslan ve İnan’ın idam edildikleri Ankara Ulucanlar Cezaevi bir bakıma “Kemalizm’in utanç defteridir” de. İskilipli Atıf Hoca’nın infazıyla başlayan listede tek bir adli suçlu dışında tüm idamlar politiktir.

Mesela eli kanlı diktatör Kenan Evren’in “bir sağdan, bir soldan asacaksınız” talimatıyla infaz edilen Ülkücü Mustafa Pehlivanoğlu ile yaşı büyütülerek infaz edilen sosyalist Erdal Eren de bu listededir. Hem Mustafa Pehlivanoğlu’nun hem de Erdal Eren’in öyküleri iç yakan öykülerdir.

Meseleyi bundan çok genişletirsem derdimi anlatamayacağım. O halde burada durayım ve ikinci notumu da şöyle düşeyim. “Recep Tayyip Erdoğan, devrimcilik bakımından Deniz Gezmiş’e benzetilebilir mi?” sorusu da ilginç bir sorudur bana kalırsa. Benim bu konudaki yaklaşımım nettir. Ben Deniz Gezmiş’i “devrimci” bulmuyorum. İlla bir devrimci arayacaksam İbrahim Kaypakkaya ve Hikmet Kıvılcımlı isimlerini zikredebilirim, Gezmiş’i değil. Zaten, 68 Kuşağı için Gezmiş ve arkadaşları “idamlarıyla efsaneleşmiş” isimlerdir.

Üçüncü notum ise şöyle: “Recep Tayyip Erdoğan devrimci midir?”

“Devrimci” kavramını nasıl tanımladığınıza göre değişir ancak ben genel manada Tayyip Erdoğan’ın “devrimci” değil, “iflah olmaz bir ıslahatçı” olduğunu düşünmeye yatkınım. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni her bakımdan berkiten, güçlendiren, çeperi doğru politize ederek merkezileştiren, bu merkezileştirme çabasını da başkanlık sistemi ile taçlandıran bir ıslahatçı o. Fakat tabii, “devrim niteliğinde icraatlar yapmak” bakımından da adını Türk siyasi tarihine büyük harflerle yazdırmayı başarmış bir isim.

Ve son not... “Övgünün de sövgünün de kantarının topuzu kaçınca ortaya çıkan manzara genellikle çirkin oluyor.” Rıdvan’ın benzetmesini bu cümleyle birlikte düşünmekte fayda var.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X