Spor camiasındaki "derin devleti" deşifre etti

Galatasaray'da alınan istikrarsız sonuçlar ve taraftarın yönetime tepkileri sonrası Igor Tudor ile yollar ayrıldı.

Spor camiasındaki
Spor camiasındaki Abdullah

Igor Tudor'un gönderilmesinin ardından A Milli Futbol Takımı'ndan olaylı şekilde gönderilen Fatih Terim'in ismi ön plana çıktı.

Ancak Terim'in Galatasaray'ın başına gelmesine itiraz eden isimler de var.

Galatasaray kulübü içinde Terim ismine direnen yöneticiler olduğu kadar medyada da ünlü teknik adamın yeteneklerini sorgulayan isimler yer alıyor.

Bu isimlerin başını Habertürk yazarı Oray Eğin çekiyor. Eğin bugün "Derin devlet" başlığını taşıyan yazısında Fatih Terim'in taktik bilgisi ile değil lobicilik faaliyetleri ile iş bulabildiğini ima etti.

İşte o yazı;

- Derin devlet

ZAMANINDA "Televole" ekibi bana Fatih Terim’in ekrana geldiğinde izlenme oranlarının düştüğünü, izleyicinin onu görünce anında kanal değiştirdiğini söylemişti. Aynı ekip buna rağmen Fatih Terim’e büyük bir servet ödeyip bir futbol gurusu olarak ekranda İtalya’dan haftalık programda ağırladı.

İzlenme oranının Tanrı olduğu televizyonda Fatih Terim’de ısrar edilmesi, bugün hâlâ adının konuşuluyor olması, bir şekilde gündeme getirilmesi medyanın yarattığı putperest düzeniyle açıklanabilir ancak.

Pazarlanan ya da dayatılan ürünün kaliteli olması gerekmiyor; kural bir. Milan’da üç dakika süren teknik direktörlüğünde bile Terim gerçeğini Andrea Pirlo çözmüştü oysa. Anılarında yazdığına göre futbolcuların Terim’in pek taktik bilgisi olmadığını anlamaları çok uzun sürmemiş: “Terim eline bir tebeşir alıp taktik tahtasına 11 daire çizerdi. Tahtadaki her daire sahaya çıkacak bir oyuncuyu temsil ederdi. Ancak konuşmanın ortasında taktik tahtası çizdiği oklardan ve karalamalardan öyle bir hale gelirdi ki; hangi dairenin kimi işaret ettiğini anlamak imkânsızlaşırdı.”

DEV BİR AĞ

Fatih Terim’in usta olduğu asıl alan kendisine her zaman işine yarayacak arkadaşlar edinebilmesi. Üst üste gelen başarısızlıklara, toplumun gözünde Fatih Terim’in paragöz olarak anılmasına, hatta reytinginin bile olmamasına rağmen. Milli Takım’dan kovulduğu andan itibaren kolektif bir güç ordusu ona iş bulmak için dört elle sarıldı basın ve şimdi karşılığını almış gibi görünüyorlar.

Galatasaray’da aklı başında yöneticiler Terim’e iş verilmesine, bu kadar yıpranmış bir markanın yeniden takımın başına getirilmesine karşı direnç gösteriyor. Oysa Fatih Terim siyasetten medyaya kurduğu dev “ağ” sayesinde pek iş yapmadan kendinden söz ettirmeyi ve hep sağlam bir alternatif, bir kurtarıcı olarak bir köşede beklemeyi, fark edilmeyi başarıyor. Defalarca gidip defalarca gelen Süleyman Demirel’in son iktidara geldiği seçimlerde kendisini yeni bir lider gibi pazarlaması gibi; Türkiye bu tadı seviyor, bu tuzağa her seferinde düşüyor.

Maç öncesi tahtada çizdikleri pek anlaşılmasa da Terim’in sahanın dışındaki manevra kabiliyeti bu açıdan göz kamaştırıcı. Ama kendine özgü ve eşsiz değil; aksine Gülse Birsel’in Sezen Aksu’dan devraldığı promosyon yapma sertifikasını hangi okul dağıtıyorsa, Fatih Terim de oradan mezun.

STATÜ ENDİŞESİ

Bu putperest düzenin, yeteneğe değil de sadece kurulan ilişkilere göre başarı ölçütünün belirlenmesine isyan edenler, karşılarında sistemin bekçilerini bulacak. Putlardan önce bu gardiyanlar, kurulu düzenin aynen işlemesi gerektiğini savunup rahatsızlık verenlere isyan edecek.

Spor basınının Fatih Terim’e iş bulması bir çıkar ortaklığının ürünü. Terim aldığı abartılı ücretten basına pay dağıtıyor demiyorum; yemeklere, tatillere götürülen gazetecileri bilemem.

Ama gazetecilerin zayıf bir damarı var ve bunu nasıl yakalayacağını çok iyi biliyor: Statü endişesi. Gazeteciler güce erişim sahibi, iktidarla temasta olmayı önemser. Açık açık dillendirmeseler de önemserler.

Gülse Birsel’in özel gösteriminde bulunmak, Sezen Aksu’nun yalısında artık hangi üçüncü sınıf şarkıcıya satılacak o formül şarkıyı herkesten önce dinlemek veya Florya’da, Perili Köşk’te “Fatih Hoca”nın makamında ayrıcalıklı yer edinmek bir statü göstergesidir.

Fazıl Say hiç kimseyi Sezen Aksu gibi ağırlamaz zira, Türkiye’den sonra daha büyük başarılara yelken açan Joachim Löw’ün de önceliği köşe yazarlarını memnun etmek değildi.

Ama işte bizde düzen böyle. Fatih Terim kazanır, kazanmaması için hiçbir engel yok.

Sende Yorumla...
Kalan karakter sayısı : 500
İLGİNİZİ ÇEKEBİLİR X